DETOKSU KEŞFET

İlk baskısı çıkar çıkmaz tükenmesi ikinci baskı için bu önsözü yazmamı gerektirdi. Burada bu fırsatı bulmuşken bu konudaki yaklaşımı kısaca siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum 

Son yıllarda bedende yığımlan’an toksinlerin insan sağlığını tehdit ettiği konusundaki bilimsel çalışmalar her geçen gün daha bir artış göstermektedir.

Bedende biriken bu toksik artıklar kısmen dışarıdan alınır, büyük bir kısmı ise vücudun aşırı toksin ürünlerle yüklenmesi ile ortaya çıkar. Modern tıpta genelde serbest radikal olarak adlandırılan bu toksik maddeler doğadaki kirlenme sonucu, solunum yoluyla, yiyecek ve içeceklerle vücuda girerler. Ayrıca yanlış beslenme şekli ve sindirim sisteminin güçlü olmaması sonucu vücutta da oluştuğu belirtilir; bu kısmen doğru olsa da bir ayağı eksiktir. Bugün kronik hastalıkların oluşmasında bağ dokusunda biriken toksinler insan sağlığını eskisine göre daha çok tehdit etmektedir.

Kronik hastalıkların oluşmasının temelinde "bağ dokusunda yerleşmiş olan ve beden tarafında atılmayan toksinler" gibi öncelikle biriken yıkım ürünleri olmaktadır. Regülasyon tıbbında eğer siz kişinin rahatsızlığı her ne olursa olsun bedenden bu toksinleri uzaklaştıramıyor ve bedenin gerçek manada olması gereken regülasyonunu sağlamıyorsanız, bir adım sonrasında organlarda ve dokularda fonksiyonel düzensizlikler ve daha sonra da kronik hastalıklar yerleşecek ve organlarda yapısal hasarlar oluşması kaçınılmazdır.

Tıbbın asıl hedefi hastaları iyileştirmek yani diğer bir deyişle hastalıkların semptomlarını gidermek, rahatsızlıkları oluşturan faktörleri ortadan kaldırmak ve koruyucu hekimlik yaparak tam bir şifa sağlamak olmalısıdır. Ancak bedende biriken toksinleri bedende uzaklaştırmadan kalıcı bir şifa sağlamak pek de mümkün olmuyor. Bedeni toksinlerden uzaklaştırmakta basit detoks kürleri ile olacak bir şey değildir. Bedenimizdeki gerçek regülasyonun biyolojik temelini vejetatif diğer bir adıyla otonom sinir sistemi oluşturmaktadır. Bedenimizdeki bu mükemel sistemi tedavi edecek metodun adı da NÖRALTERAPİDİR.  Stres durumunda yani her hangi bir şekilde yüklenme (fiziksel, kimyasal, mental vd.) vejetatif sinirin önemli bir tarafı olan sempatik sinir, gereğinden daha fazla aktif hale gelerek beyin sinirlerinden olan vagus’u çalışmaz hale getirerek kişinin gelen her uyarıya karşı savunmasız hale gelmesine neden olur.

İnsan bir makine olmadığı gibi, parçaları değiştirmek, sadece sulu gıdalar tüketmek, bağırsak temizlemek (kolema, lavman) veya düzeltmek işlemi hiçbir zaman gerçek sağlık anlamına gelmiyor. Hiçbir zaman insanın organların toplamı veya tamamı bütünü değildir. Çünkü bütünlük ve regülasyon yaklaşımı, organların tek tek sorunsuz olmasının yanı sıra bir biriyle olan ilişkisinin, bedenin enerjisel, psikolojik, sosyal ve toplumsal durumunun değerlendirilmesi anlamındadır. Bu yüzden tamamlayıcı tıp yaklaşımında ana ekseni oluşturan bağ dokusu ve vejetatif sinir sisteminin gerçek işlevselliği bütünlük içinde değerlendirip bu bağlamda tanının konulması ve tedavi edilmesidir.

Hastanın belli semptomlarını diğer bir deyişle hasar görmüş organ veya dokularının bir kısmını onarmak için yapılan tedavilerin başarılı olma şansı yoktur. İnsanı sağlıklı kılmak için, ancak tutarlı bir bütünlük içinde yaklaşım gerekir. Çünkü beden, zihin ve ruh birbirleriyle düzenli etkileşim içindedir. Ancak bu bütünlüğü gözlemleyip ve tedaviye bu bütünlük içinde yaklaşırsanız kişi fayda görür.

Son dönemlerde çeşitli gazete veya dergileri elimize aldığımızda pek çok rahatsızlığa karşı mucize önerilerde bulunulduğunu görüyoruz. Detoks konusunda bilen bilmeyen insanların uzman görüşü olarak ortaya atıkları teorilerin pek çoğunun bilimle uzaktan yakından alakası yoktur. Arınma üstün körü yapılacak bir yaklaşım olmamalıdır.

Beslenme konularında da sağlık adına pek çok yanlışlar yapılıyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bir gün yanlış denilen şeyler hakkında birkaç gün sonra olağan üstü etkili diye tanımlamalara rastlıyoruz. Bu durum modern tıp ve tamamlayıcı tıp ile gerçekten ilgilenenleri rahatsız eden bir konudur. Çünkü bunlar çoğu kez bilimsel alt yapıdan yoksundur.

Beslenme konusu insan sağlığı için son derece önemlidir, ancak hastalıkların ortaya çıkış nedenleri ve oluşum mekanizmaları konusunda hiçbir alt yapısı olmayan kişilerin, sağlık süvarileri olarak öne çıkıp, sanki hastalıklar tek bir faktöre indirgenebilirmiş gibi çarşaf çarşaf gazete sayfalarında çeşitli önerilerde bulunmaları ve insanları yönlendirmeleri bilim adına kabul edilebilecek bir şey değildir.

Detoksu Keşfet’te özellikle temel sağlık için gerekli olan sindirim sistemi, bağırsakların özel durumu, suyun önemini, elektro smogun yaşamamızdaki riskleri, gıda entoleransı ve beslenme ile ilgili temel yaklaşımların yanı sıra, pek çok kronik hastalığın ortaya çıkmasında yanlış ve sağlıksız beslenmenin rolünü ortaya koymaya ve bilimsel dayanaklar çerçevesinde nasıl beslenilmesi gerektiğine ışık tutmaya çalıştım.

Sağlıklı olmamız için kendini sürekli düzenleme ve otomatik olarak kendini tamir etme temeline dayandığı için, bu bütüncül tedaviye, nöro-vejetatif ortamda tedavi denebilir; ben yaptığım bu tedavilerin toplamına NÖRO-VEJETATİF MATRİKS REGÜLASYON TEDAVİ diyorum. Buradan kast edilen, temelini nöralterapinin oluşturduğu, bağ dokusunun temizlenmesi ve regülasyonu için diğer uyarı tedavilerinin de kombine edildiği anlaşılmalıdır.

Bu bütüncül yaklaşım, aynı zamanda bir sağlık güçlendirilmesidir. Artık hastalıkla mücadele yaklaşımından daha çok bedenin sağlıklı kılınması hedeflenmeli ve bu doğru bir değerler dizisi kayması olarak adlandırılabilir. Burada asıl amaç, hastalıkla mücadeleden daha çok insanın sürekli sağlıklı kalması ve hastalanmaması için bedeni desteklemektir.

Kliniğimde sevgili Asistanım Dr. Tijen ACARKAN ile birlikte tüm rahatsızlıkların tedavisine temel yaklaşımımızı şu sözlerce kısaca ifade edebilirim; Öncelikle bedeninizde birikmiş olan toksin yükünü tespit edip onları bedeninizden uzaklaştırmak, sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı kazandırırken bozulmuş olan bağırsak florasının yeniden düzenlenmesi varsa eksiklerin yerine konulmasını sağlamak, nöralterapi , manuel terapi, manyetik alan, kineziyoloji başta olmak üzere tamamlayıcı tıbbın tüm imkanlarını kullanarak bedenin yeniden düzenlenmesini sağlamak, gerek halinde gıda takviyeleri ve medikal destek, aynı zamanda bedenin regülasyonun sağlamak için nöro-vejetatif ortamda tedavi başlatılması ve sonrasında hasar görmüş veya bozulmuş olan doku ve organların onarılması.

Ümit ediyorum ki bu eser, bedeninizde henüz hasar oluşmadan veya fonksiyon bozuklukları kalıcı hasar bırakmadan yaşamınıza girer ve sizi uzun süre sağlıklı kılacak olan özveri ve özeniniz de size yardımcı olur…

Son olarak buradan bu eserin bu denli seri olarak size ulaşmasında bana büyük destek olan başta asistanım Tijen Acarkan olmak üzere, editörüm ve Alfa Basım Yayın Evi yayın yönetmeni Mustafa Küpüşoğlu, yayıncım ve genel yayın yönetmenim M. Faruk Bayrak  ve Alfa genel müdürüm ve arkadaşım Vedat Bayrak’a  teşekkür ederim…

Hüseyin Nazlikul Eylül 2012 , İstanbul