MENÜ SOL › DOKTOR VE HASTALARDA MAİLLER
PROF. DR. CİHAN AKSOY DAN NÖRALTERAPİ KİTABIM İÇİN ÖNSİZ
NÖRALTERAPİ ÖNSÖZ

Önsöz
Dünyada insanlar var olduğundan beri onları üzen pek çok sağlık sorunu da birlikte varolagelmiş olsa gerek. Bunu günümüze kadar gelebilmiş kemik, yazıt ve diğer kalıntılarından anlayabiliyoruz. Arkeolojik çalışmalar bize bu sağlık sorunlarını iyileştirmeye yönelik pek çok girişimin ve girişimcinin de insanlığın varolmasının hemen ardından devreye girdiği gösteriyor. Bireysel iyileşme çabalarının yetersizliği, ortaya çıkan birtakım özellikli insanların, dönemin bilgi birikimine uygun felsefi yapı, düşünce ve tavırlar zemininde özgün tedavi yöntemleri geliştirmelerine yol açmıştır. Bugünün bilimi ve düşünce yapısı içinde çoğu anlamsız gelen bu tedavilerin insanlik tarihindeki yeri müthiş ve önemlidir.
Günümüzde bile hala kalıntılarını gözleyebildiğimiz eski dönemlerden gelen çok sayıda tedavi yöntemleri mevcuttur. Bunlardan bazıları doğanın bize sunduklarını değerlendirilmesi şeklindedir ve günümüzde kullanılan birçok tedavinin ve ilacın temel yapıtaşını oluşturur. Gözlem ve dikkate dayalı kurulan tedavi temelleri belirgin bir düşünce yapısı, uygun felsefi zemin ve teorik altyapı içinde yücelmişler veya gerilemişlerdir. Hala kalıntılarını gördüğümüz ilkel toplulukların sağlık sorunlarının önemli sağaltıcısı Şamanizm, hekim görevini üstlenen şamanların hastalar adına savaştıkları yaralandıkları, ancak güçlü yapıları ve özel yetenekleri ile kötülükleri yenmeyi başararak hastalık nedenleri olan kötülükleri altettikleri felsefesi üzerine kuruludur. Müthiş –ve muhtemelen sadece- bir plasebo etkisi olduğunu bildiğimiz bu sağaltım yönteminden “ günümüzde en azından anlaşılması güç tıbbi kelimelerle konuşan ve çok bilgili hekim” görünümümüzle bizler bile istifade ediyoruz.
Yüz öncesinin en önemli tıbbı “homeopatik tıbbın” aşılar başta olmak üzere modern tıbba kazandırdığı pek çok önemli tedavi yaklaşımı mevcuttur. Fransa gibi gelişmiş ülkelerde bile hala yaygın taraftar bulan bu tedavinin “hastalıklarla savaşı desteklemek, hafifçe hastalık semptomları oluşturacak maddeler vererek olur, bu da hastanın beden ve kişilik yapısına göre olmalıdır, bu nedenle “hastalık yok hasta vardır, aynı bulguları veren iki hastanın tedavisi tamamen farklıdır” temeline dayanan felsefesi hiçbirimize yabancı gelmemektedir.
5000 yılı aşkın gözlemin birikimini barındıran, kendine özgü filozofisi ile yoğrulmuş ve batı tıbbı mantığına uymayan geleneksel Çin tıbbı da modern dünyayı şaşırtmaktadır. Böyle bir tedavinin insanların hastalıklarına nasıl yararlı olabileceği veya olduğu yolunda modern tıp bilimcileri arasında –günümüzde devam eden - tartışmaları ve araştırmaları izlemekteyiz. Batı tıbbı eğitiminin ardından özel kurslar alıp akupunktur ile tedavi yapanların ve yararlı olabildiğine inananların sayısının gün be gün arttığını gözlemekteyiz. Benzer bir durum da 7000 yıllık bir gözleme ve felsefeye dayanan Hint tıbbı için geçerlidir.
Bu kendine özgün felsefe ve varsayımlar üzerine kurulmuş, temelinde yoğun olarak bu günkü modern tıbba alternatif öğeler barındıran tedavi yaklaşımlarının, batı tıbbı mantığına uygun, akılcı ve plasebo etkiden arındırılmış tedavi öğelerini bulabilmek için çabaların yoğunlaştığı günümüzde, Sayın Prof. Dr HüseyinNazlıkul tamamen akılcı yaklaşım ve modern bilimsel verilerin üzerine oturtulmuş bir tedavi kompleksini “Nöralterapi” yi bize sunuyor.
1950 li yıllarda başlayan ve Amerika/İngiltere tarafından “Otonom” –yani kendi kendine çalışan- ; Almanya, Rusya tarafından “Vejetatif””- yani bağımsız ama yine de yönlendirilebilir-olarak isimlendirilen sinir sistemine ilişkin araştırmalar bu iki batı tıbbı mantığı ile çalışan ülkelerde farklı gelişmeler göstermişlerdir. Almanya ve benzer ekoller vejetatif sisteme hükmetmenin yaşama hükmetmek anlamına geldiğini görmüşler ve bu yönde tedaviler denemişlerdir. Gerçekten de Vegetatif ya da otonom sinir sistemi (VSS) bizim tıp eğitimimiz sırasında çok az değinilen bir sistemdir. VSS bağımsız çalışabilmesi, bilinç düzeyinin altında görev yapması ve kompleks anatomik yapısı nedeniyle diğer duysal ve motor sistemlere gösterilen ilgiyi görememiştir. VSS yi düzenleme, regüle etme iddiasındaki Nöralterapistlerin hastalıklara hekimlik sanatı çerçevesindeki bilimsel yaklaşımı, patofizyolojiye farklı -ve bence haklı- yöndeki bakışı, bu tedavi türünün sanayiye ve tüketime yönelik desteğinin az olması, sanayinin nöralterapiye destek vermemesi ile sonlanmış ve bu da bilimsel bir tamamlayıcı tıp yaklaşımı olarak ön plana çıkmasının yolunu kesmiş olsa gerek.
Fizyoloji, anatomi, fizyopatoloji, patoanatomi gibi temeller üzerinde oluşturulan ve modern batı bilimselliği ile düzenlenmiş “nöralterapi” biliminin ülkemize kazandırılması için tüm emeğini, bilgisini büyük bir özveri ile ortaya koyan, konusunda dünyanın en büyükleri arasına girmeyi başarmış bir tıp bilim adamı Prof.Dr Hüseyin Nazlıkul’ un kitabını bir solukta okudum. Enaz on kere daha okuyacağımı biliyorum. Nöralterapi ülkemizde ve bence dünyada yayınlanmış en bilimsel, modern batı tıbbına asla ters düşmeyen bir tıp kitabı. Kesinlikle yukarılarda bahsettiğim alternatif tedavilerle ilşkisi olmayan ve karıştırılmaması gerektiğine inandığım için sözettiğim bilim dalı. Tıp fakültelerinde ders kitabı olarak önereceğim kendi alanındak bir başyapıt.
Ülkemize kazandırdığı değerler için Sayın Prof. Dr Hüseyin Nazlıkula teşekkür ederim.
Prof. Dr. Cihan Aksoy
İÜ İTF FTR AD öğretim üyesi ve geçen dönem başkanı
TFTR Manuel Tıp ve Tamamlayıcı tıp alt komisyonları üyesi
www.huseyinnazlikul.com

