NÖRALTERAPİ
BAŞ AĞRILARININ TÜRLERİ

Baş ağrılarının türü her ne olursa olsun. Nöralterapi ile ağrılı noktaların enjeksiyonu, triiger noktalarının uyarılması, sorunlu segmentın tedaviye dahil edilmesi, hastanın öyküsünden ve FM ve inspeksiyondan görülen bozucu alanların regüle edilmesi. Tabi ilk başta adler noktalarının hassas olup olmadığının incelenerek sorunlu olan bölgesinin veya alanın regüle edilmesi gerekmektedir. Baş ağrılarının nöralterapiyle tedavisi mümkündür.
Hüseyin NAZLIKUL
BAŞ AĞRILARIN TüRLERİ
Gerilim tipi baş ağrısı: Şiddetli olmayan, sürekli bir ağrıdır. Zonklama olmaz, başta ve boyunda sıkılık hissi duyulur. Yetersiz uyku,depresyon ve stres, en önemli nedenleridir.
Migren: Şiddetli ve zonklayıcı ağrıdır. Genellikle başın bir tarafında veya bir gözün arkasında hissedilir. Parlayan bir ışık görme hissi olabilir. Işığa ve sese karşı hassasiyet, mide bulantısı, kusma görülebilir. Diyet, hormonal değişimler (adet dönemi, menopoz), ilaç kullanımı (doğum kontrol hapları, hormon replasman ilaçları) ve aile hikayesi (Kalıtsal olabilir) nedenleri arasındadır.
Demet (Küme) baş ağrısı: Şiddetli ağrı. Genellikle tek göz çevresinde veya arkasında hissedilir. Burun tıkanıklığı ve göz yaşarması olabilir. Ağrı genellikle uyku sırasında gelişir. Baş ağrıları 1 yıl kadar görülmeyebilir ve sonra geniş bir dönem, günlük olarak yaşanır. Alkol alınması ve sigara içmek, en büyük nedenidir.
Kadınlarda adet döneminde yaşanan baş ağrısı: çoğunlukla yumurtlama veya adet döneminde veya hemen önce veya sonra oluşur. Migrene benzer bir ağrı yaşanır. Nedeni, östrojen düzeyindeki artma veya azalmadır.
Sinüs baş ağrısı: Şiddetli, sabit bir ağrıdır. Burundan kıvamlı sıvı akışı olur. Genellikle burun etrafında ancak alın ve kulaklara kadar yayılabilir. Nedenleri arasında, sinüs enfeksiyonu, septum deviasyonu ve burunda tıkanma (kist, polip) sayılabilir.
Alerjiye bağlı baş ağrısı: Sinüsler tıkanır, gözlerde yaşarma vekaşınma, başta zonklama olur. Polen veya küf sporları ve toz, en önemli nedenleridir.
Kafeine bağlı baş ağrısı: Zonklayıcı bir ağrıdır. Aşırı kafein alınmasına bağlıdır.
Yorulmaya bağlı baş ağrısı: Ağrı baş genelinde olup, belirli bir bölgeyle sınırlı değildir. Nedenleri arasında yorucu fiziksel aktivite(koşma, egzersiz, cinsel ilişki), hapşırma veya öksürme, anevrizma veya tümör yer alır.
Eklem başağrısı: Başta basınç veya sıkışma hissi, çenede ağrılı bir ''çıtırdama'' ve çenede bozukluk veya kenetlenme olabilir. Tek nedeni strestir.
Romatizmaya bağlı baş ağrısı: Boyunda veya başın arka bölümünde olur, hareket edildiğinde artar. Nedeni bilinmemektedir.
Göz yorgunluğuna bağlı baş ağrısı: Ağrı alında hissedilir. özellikle tedavi edilmeyen görme sorunu (astigmat), en büyük nedenidir.
TETİKLEYİCİ FAKTöRLER
Yine sitede verilen bilgilere göre, başağrılarının tetikleyici faktörleri de şöyle: Diyet ve öğün kaçırma gibi açlık nedenleri, çikolata, süt, peynir,tereyağ, krema, kırmızı şarap, çay, kahve, turunçgiller, domates ve patates gibi yiyecekler, sigara, çok veya az uyku, uyku saatlerinin değiştirilmesi, menopoz gibi hormonal dengede meydana gelen değişiklikler, sıcak, soğuk, ışık, gürültü, havalandırma, çeşitli kokular, kuru hava, dumanlı ortamlar gibi çevre koşulları, egzersiz ve stres.
HAFTA SONU MİGRENİ
Migrenin stresli ortamda iken tetiklendiği gibi, bu ortamdan çıktıktan sonra da başlayabileceği kaydedilen sitede, bazı çalışanların iş ortamından çıktıktan sonra migren geçirdikleri, buna da ''hafta sonu migreni'' adı verildiği belirtiliyor.
Ağrı derinlemesine sorgulanıp incelendiğinde yukarda tanımlanmış olan trigger noktaların ağrılı ve hassas olduğu görülmektedir. Bu noktaların adale içinde yer alan lenfatik sisteme açılan kapılar olduğu görülecektir. Lenfatik sistemde akışkanlık bozulduğundan geriye doğru bir birikim meydana gelecekcektir. Normal koşularda toksik maddeler lenfatik sistem yoluyla atabilinmektedir. Ancak lenfatik sistemi bir ağ gibi saran sempatik sinir sistemindeki disfonksiyon burada ciddi bir staz meydana getirir. Bu stazı çözebilecek en önemli terapi mettoduysa Nöralterapidir. çünkü sempatik disfonksiyonu regüle edebilecek önemli bir terapi şeklidir. Pek çok fiziktedavi uzmanınca veya ortopedistlerce yapılan lokal aneztesiz uygulaması nöralterapi değildir.
Nöralterapi ile ağrılı noktaların enjeksiyonu, triiger noktalarının uyarılması, sorunlu segmentın tedaviye dahil edilmesi, hastanın öyküsünden ve FM ve inspeksiyondan görülen bozucu alanların regüle edilmesi. Tabi ilk başta adler noktalarının hassas olup olmadığının incelenerek sorunlu olan bölgesinin veya alanın regüle edilmesi gerekmektedir.
Sadece triger noktaların yapılacak olan bir LA enjeksiyonu ile Nöralterapideki başarıyı elde etmek mümkün değildir. çünkü sorunun kaynağı triger noktası değildir. Triger noktası lenfatik sistemden ortaya çıkan stazın sonucu olarak bir yansıma ağrısı oluşmaktadır. Bu bağlamda üstün köre yapılacak bir LA uygulanan hastanın şikayetlerinde gecici rahatlama sağlasada kalıcı çözüm olamakatadır. Yukarda söz konusu aktarmaya çalıştığım bu hastalığın temelinde lenfatik ve hormonal disfonkiyonun regülasyonu yatmaktadır.

