NÖRALTERAPİ
HAYATI KEŞFET KONUSUNDAN DR. HÜSEYİN NAZLIKUL İLE RÖPORTAJ
Dr. Hüseyin Nazlıkul ile röportaj
Dr. Hüseyin Nazlıkul ile röportaj
Öncelikle hayırlı olsun. Çok kapsamalı bir kitap yazmışsınız. Hayatı keşfet – Anti Aging Kılavuzu - adında yeni bir kitabınız çıktı, böyle bir kitap yazma fikri nerden çıktı?
Dr. Nazlıkul: Ben uzun yıllardır aktif koruyucu hekimlik diğer bir adıyla anti aging konuları ile ilgilenen ve bu konuda Almanya da eğitim almış bir hekimim. Tedavi ettiğim ve takip ettiğim hastalarım başta olmak üzere bu konuda doğru bilgiye aç olduklarını gördüm. Her gün gazete ve dergilerde bir şeyler yazılıp çiziliyor ve her derde derman diye sunulan bazı ürünlerden söz ediliyor. Anti aging böyle bir şey olmadığını bildiğim için sürekli kapsamlı bir şekilde hastalarımı aydınlatma yolluna seçtim. Hayatı keşfet kitabının yazılmasında bu fikirden oluştu.
Anti Aging nedir?
Dr. Nazlıkul: Aslında insanoğlu binlerce yıldır yaşlanmayı önlemenin ve sonsuz hayatın mümkün olup olmadığını araştırıyor. Yunan mitolojisindeki "Gençlik Pınarı" ve Anadolu masallarındaki "Ab-ı Hayat" suyu bu arayışların birer göstergesi. Anadolu'da Tıbbın babası olarak bilinen Lokman Hekim de ebedi gençliğin ve sonsuz hayatın peşindeydi, Alman edebiyatının en büyük isimlerinden Goethe'nin yarattığı Dr.Faust da... Ancak edebiyatta ve mitolojide gençlik arayışı hep imkansız bir hayal olarak sunuldu, peşi sıra büyük felaketler getirdi...
Yaşlanma, insanın normal bedensel ve ruhsal işlevlerinin, giderek azalması anlamına geliyor. Hızı ve yoğunluğuysa herkeste aynı olmuyor, yani nüfus cüzdanıyla doğrudan bir alakası yok, daha çok değişik faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir olgu. Bilinen tek şey, yaşlanmanın sonsuza dek önlenebilmesinin tıbben henüz mümkün olmadığı. Ne var ki yaşlanmak artık kesinlikle geciktirilebiliyor. Ayrıca "kaliteli yaşlanma" diye bir kavram da tıp literatürüne çoktan girdi bile.
Kaliteli ya da başka bir deyişle "sağlıklı" yaslanmanın öncelikli koşuluysa hücre ve organlarda olabilecek zararların vakit geçirilmeden önlenmesi. Yaşlanma sürecini geciktirmek, yavaşlatmak, hatta kimi zaman tersine çevirmenin adı ise "'anti-aging" tıbbı. Anti-aging tıbbının amacı, kişiye gençlik enerjisini yeniden kazandırıp daha sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşam sağlamak.
Neden hayatı keşfet adında bir kitap?
Dr. Nazlıkul: Artık dijital teknolojinin hakim olduğu bir dünyada yaşıyoruz, artık son model arabalar kullanıyor, ses hızını aşan uçaklarla gideceğimiz yere ulaşıyoruz, dünyanın bir ucundaki insanlara görüntüyle, sesle ulaşabiliyoruz.
Keşfetmek kavramının hakkını vererek yaşıyoruz ve bizim rahatımız için yüzlerce bilim insanı geceli gündüzlü çalışıyor. Bilimle, teknolojiyle, tıpla uğraşmayan insanlar için gerçekten hayata keşfedecek bir şeyi kaldı mı?
“Hayatın keşfedecek neyi kalmış?” demeyin.
Günlük hayatın keşmekeşi içindeki insan doğanın kendisine bahşettiği yetenekleri dahi kullanmayı unutabiliyor. Aslında yaşadığımız doğal ortamla bedenimiz öylesine büyük bir uyum içindedir ki; doğa, bedenimize yapabileceğimiz bütün olumsuzlukların üstesinden gelecekken, biz insanlar bunun bile yeterince farkında değiliz.
Beden ve ruh sağlığımızı, iş ve sosyal hayattaki uzun ve kısa vadeli hedefleri gerçekleştirmekle koruyabileceğimizi sanısıyla yaşıyoruz. Oysa, modern hayatın bize sunduğu bir çok nimet, sağlığımızı tehdit ediyor.
Gözlerimizin baktığı, elimizin tuttuğu, zihnimizin algıladığı ve algılayamadığı birçok etken bizi sağlıklı bir hayattan uzaklaştırırken, biz daha neyle karşı karşıya olduğumuzun farkında bile değiliz.
Sayın Nazlıkul Hayatın keşfedecek gerçekten daha birşeyleri varmıdır?
Nazlıkul: Tabiki var, bütün bu olumsuzlukları yenmek için son derece basit önlemler yeterli.
İnsanın varolduğu doğal ortam içinde bedenini, bedeninin işleyişini keşfetmesidir.
Modern dünyada yaşarken karşılaşacağı olumsuz koşullardan beden ve ruh sağlığını koruyabilme becerisini keşfetmesidir.
Ruh sağlığımızı korumanın, beden sağlığını korumaktan geçtiğini keşfetmektir.
Önemsiz addedilen küçük hastalıkların bedenimizde kalıcı rahatsızlara davetiye çıkardığını, oysa bu gibi rahatsızlıkların tedavisi kadar, bunlardan korunma yollarının da önemli olduğunu keşfetmesidir.
Son yıllarda Türkiye de Angi Aging de sıkça söz edilmektedir ve bu konuda sürekli yazılar yayınlanıyor?
Dr. Nazlıkul: Anti Aging diğer bir adıyla aktif koruyucu hekimlik kesinlikle bir moda değildir.
Yaşamımızın her anında bizi diri, dinç, uyanık ve sağlıklı kılacak bir kılavuzdur.
Yaşamımızın her dönemi kendine has bir güzelliği vardır; bebeklik, çocukluk, ilk gençlik, gençlik, orta yaş ve yaşlılık bizim irademiz, kontrolümüz dışında yaşadığımız olgulardır. Ancak insan bilinçlenmesiyle birlikte bu olguları kabullenip, hayatının her anından zevk alarak yaşayabilir.
Hayatı keşfet kitabınız asıl amacı nedir? Neden böyle bir kitap yazma zorunluluğu hissettiniz?
Dr. Nazlıkul: Yazmış olduğum Hayatı keşfet kitabımın asıl amacı, hangi yaşta olursak olalım, bugünden başlayarak, yaşadığımız dönemin güzelliklerini keşfetmenize kılavuzluk etmesidir. Bu gönüllük ve irade üzerine inşa edilebilecek bir süreçtir ve bizi yıllar boyunca hastane kapılarından, hasta yataklarından uzak tutacaktır.
Keşfetmeyi arzulamak ve kaliteli bir hayatın habercisidir.
Ve sağlık bakımında kaliteli bir hayat, teknolojinin size sunduğu yüzlerce, binlerce buluştan daha yararlıdır.
Sayın Dr. Nazlıkul Hayatı keşfet mek nedir sizce?
Dr. Nazlıkul: “Hayatı Keşfet”mek demek; doğru, yeterince ve sağlıklı beslenmeyi keşfetmek anlamına geliyor.
“Hayatı Keşfet”mek demek; sağlıklı bir yaşam için egzersizi, sporu keşfetmek anlamına geliyor.
“Hayatı Keşfet”mek demek; sağlıklı, uzun yıllar sürecek bir cinsel hayatı keşfetmek anlamına geliyor.
“Hayatı Keşfet”mek demek; doğanın bize sunduğu yüzlerce bitkiden, besinden yeterince, gerektiğince yararlanmak anlamına geliyor.
“Hayatı Keşfet”mek demek; bedenimizde herhangi bir araz çıkmadan, olası rahatsızlıklara karşı önlememizi almamız anlamına geliyor.
“Hayatı Keşfet”mek demek; günlük hayatta, iş hayatında, aile hayatında olası engelleri aşmak için enerji depolamak, zinde bir hayat sürmek anlamına geliyor.
“Hayatı Keşfet”mek demek; bedenimize ve ruh sağlığımıza saygı göstermek anlamına geliyor.
Kısacası ise yaşamınızın hangi döneminde olursanız olun “Hayatı Keşfet”mek için geç kalmadınız.
Anti aging’den söz edilince ister istemez serbest radikaller ve antioksidanlarda söz ediliyor. Serbest radikalleri ve antioksidanları bize kısaca anlatmanız mümkün mü?
Dr. Nazlıkul: Yaşamımız boyunca mükemmel işleyişine akıl sır erdiremediğimiz vücudumuz belli bir yaştan sonra bizlere ihanet eder ve toksik maddeler, cildin kollajen tabakasını tahrip eden serbest radikaller ve karbon monoksit gibi zararlı gazlar oluşturarak yaşlanma sürecini başlatır.
Serbset radikallerin yaşam süreleri çok kısa olmasına karşın, yüksek aktiviteleri nedeniyle organizmada büyük zararlara neden olabilmektedirler. Serbest radikallerin oluşum hızı ile temizlenme hızı arasında denge olduğu sürece, organizma bundan etkilenmemektedir. Bu dengenin bozulması ile kalp, böbrek, karaciğer, mide, ince barsak, akciğer, beyin gibi bir çoğu yaşamsal öneme sahip organlarda doku hasarı meydana getirmektedir.
Bedenimizde sürekli kanser ve kalp gibi hastalıklar karşı bir savaş veriyoruz. Kontrol edilmesi gereken önemli düşmanlardan biri de serbest radikallerdir. Serbest radikaller bedenimizdeki hücrelere ve bağışıklık sistemine saldıran moleküllerdir. Önemli olan serbest radikallerin bu zararlarını zamanında keşfetmektir. Antioksidanlar da bu serbest radikallerin etkilerini nötralize eden veya azaltan maddelerdir. Antioksidanlar kısaca kanser, kalp hastalıkları ve erken yaşlanmaya neden olabilecek serbest radikallerin reaksiyonlarını engelleyen önemli moleküllerdir.
Bitkilerdeki bazı vitaminlerin bu süreci azaltıcı etkisi vardır. Bir nevi vücuttaki paslanmayı giderirler. Hakkında uzun süredir araştırmalar yapılan, kongreler düzenlenen söz konusu vitaminler, geçtiğimiz yıllarda bir başlık altında toplanmış ve antioksidan adını almıştır. Antioksidanların tıbben etkisi kanıtlandıktan sonra kozmetik sektörünün bundan faydalanmaması kaçınılmazdı tabii. Bunun için antioksidanların önemini keşfetmek gerekir. Birbiri ardına üretilen serbest radikalleri önleyici, zengin E vitamini içeren bakım kremleri antioksidanları sadece beslenme yoluyla alınmasından ibaret değildir.
Sayın Nazlıkul Detoksifikasyonun diğer bir adıyla arınmanın önemini vurguluyorsunuz kitabınıyda. Detoksifikasyon nedir?
Dr. Nazlıkul: Doğal olarak beden kendisine zararlı olan toksinleri karaciger, böbrekler, idrar, dışkı, solunum yolu ve ter ile deriden atarak temizler ve kendisini arındırır. Ancak özellikle ikinci Dünya Savaşı sonrası endüstirinin giderek yoğunlaşmasıyla beraber gelen petro-kimyasal devrim, toksinlerin, insan metabolizmasının kendini temizleme sürecinden çok daha hızlı yığımlanmalarına yol açmış ve organizma kendi kendini temizleyemez hale gelmiştir. Çağımızda özellikle metropollerde yaşayan insan bedenlerinde endüstriyel kimyasallar, pestisit diye tanımlanan tarımda kullanılan zehirli maddeler, gıdaların bozulmaması için kullanılan katkı maddeleri, ağır metaller, anestezik maddelerin ve özellikle bilinçsizce kullandıkları ilaçların kimyasal kalıntıları, toplumlarca legal kabul edilen drogların ( alkol, tütün, kafein ) kalıntılarıyla beraber illegal droglardan (eroin, kokain v.s. gibi) oluşan çok karmaşık bir kokteylin etkisi altında yaşamlarını sürdürme çabasındadırlar.
Sayın Nazlıkul cinselliğin anti aging de ki yeri nedir?
Dr. Hüseyin Nazlikul: Genel sağlık durumu, hem cinsel tatmini, hem de cinsel davranış biçimini etkiler. Yaşla birlikte kendini gösteren en yaygın sağlık problemleri arasında tansiyon yüksekliği, romatizma ve artrit sayılabilir. Yaşlıların neredeyse üçte biri romatizmal şikayetlerden bahsederken bunların sadece yarısı tedavi görmektedir. Bu hastalıklı durumun bir şekilde cinsel yaşamla da ilişkili olabileceği bilinmeli, bu durum tolere edilmelidir. Sağlığımızın cinsel yaşamımızı olumlu yönde etkilemesinin yanında, eşimizin sağlığının ve hayat kalitesinin de cinsel ilişki düzeyinde etkili olacağının farkında olan çok az insan vardır. Bu arada yaşlılıkta görülen kronik hastalıkların tedavisi esnasında kullanılan ilaçlar da cinsellik üzerine olumsuz etki yapabilir. Kaliteli bir yaşam için kaliteli bir cinsellikte şarttır. Özellikle hafta da üç kez cinsel ilişki yaşayan erkeklerin prostat yakınmalarının yapmayanlara oranla daha az olduğu gösterilmiştir. Çünkü cinsel ilişki anında prostatın kanlanması artıyor.
Sayın Dr. Nazlıkul kitabınızda özellikle akşam yemeğinde uzak kalınmasını öneriyorsunuz, neden?
Dr. Nazlıkul: Günlük kalori miktarını kısarak yaşam süresini uzatmak mümkün. Bilim adamları açlık çekmeden yemekten uzak durmanın yollarını arıyor.
Çinlilerin bundan 3000 yıl önce söyledikleri bir atasözü günümüzde daha bir anlam kazanıyor: ‘Akşam yemeğini düşmanına bırak’. Buna benzer birde Alman ata sözü vardır: ‘Sabahları kral, öğlenleri işçi ve akşamları dilenci gibi beslen’.
Akşamları çok fazla yemek yiyen insanlar, önce akşamları, daha sonraları gün içinde ve en sonunda hayatları boyunca rahatsızlanmakta ve sahip oldukları bu hastalıkların hayatlarını çekilmez hale getirdiklerini kendileri de görmekte ve duruma şaşırıp kalmaktadırlar.
Akşam yemeklerden uzak durmak öncelikle uykunuzu düzenler daha sonra sizi sağlıklı kılacaktır. İnsanın ömrünü uzatan kanıtlanmış iki faktör vardır. Bunların başında kalori kısıtlanması ki söz konusu olan akşam yemeğidir diğer ise kaliteli uykudur.
Sayın Nazlıkul okuyucularımız için yapacağınız öneriler nerlerdir?
Dr. Nazlıkul: “Yaşlanma, döllenme ile başlayan, zaman akışı içinde normal olarak ortaya çıkan bütün değişimlerin toplamına denir. Yaşlanma bir bozulma süreçidir. Ölçülen şey, yaşayabilirlikteki azalma ve zarar görebilirlikteki artmadır. Yaşlanma, kronolojik yaş artıkça, giderek artan bir olasılıkla, ölüme yakınlaşmaktır. ”
- Yaşlılığı Aktive eden başlıca faktörler:
- Hormon eksikliği
- Serbest Radikallerin Arması
- Bedensel Aktivitenin Azlığı
- Düzensiz yaşam
- Sağlıksız dengesiz beslenme
- Alışkanlıklar örneğin sigara, alkol
- Şişmanlık
- Geç saatlerde yemek yemek
- Uyku düzensizliği
- Stres
- Düzensiz bir cinsel hayat
- Elektronik ve yüksek gerilim hattı durumunda yaşamak
Sayın Nazlıkul bedensel aktivite kısmında oldukca yoğun ve detaylı bilgiler var. Bu konuyu biraz bize açarmısınız?
Dr. Nazlıkul: Düzenli orta düzeyde yapılan bedensel aktivitelerin kalp hastalığı, şişmanlık, insüline bağlı olmayan diyabet, yüksek tansiyon ve osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde, ayrıca vücut ağırlığının kontrolü ve organizmanın strese karşı direncini artırmada, önemli rol oynadığı ispatlanmıştır. Araştırmacılar şimdi çalışmalarını yaşam tarzına bağlı etken taşıyan hastalıklar (kanser gibi) üzerine yoğunlaştırmışlardır ve düzenli spor yapan kişilerin daha düşük kanser insidansların rastlandığına dair tahminler vardır.
Egzersiz, kanser ve AIDS gibi, belirli hastalıklarda ek tedavi olarak reçete edilmeye başlanılmıştır. Kanser ve AIDS de bağışıklık sisteminin, hastalıkla doğrudan ilgili olması nedeniyle bilim adamları hastalık gelişimi üzerine etkilerini öğrenebilmek için yüklenmeye bağlı immün cevabı araştırmaktadırlar
Yaşam tarzı faktörleri, immün sistemi güçlendirmek yada zayıflatmak yönünden etkileşebilir. Diyet, stres ve fiziksel aktivite bu faktörleri oluşturur. Yetersiz beslenme ve uygun besinlerin eksikliği immün sistemi zayıflatabilir. Şayet yaşlı ve yalnız yaşıyor iseniz, yalnız yemek yiyorsanız diyetinizde meyve ve sebzeler dengeli olarak yer almalıdır. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için bedensel aktivite olmak zorundadır.
Son olarak okuyucularımız için neler önereceksiniz?
Dr. Nazlıkul: Bu kitap ile yaşama dair bir kılavuz kaynağı yaratmayı hedefledim. Pek çok eksiklikleri olmasına rağmen bu bağlamda Türkçe olarak yayınlanmış olan en kapsamlı kitaplardandır. 450 sayfada fazla bir kaynak. İnsanın hastalanmadan önce sağlığını korumak adını en basit şekilde neler yapabileceğini belirtmeye çalıştım. Belki bir seferde alıp okunacak bir kitap değil, ancak insan pek çok konuda sebep ve sonuç ilişkisini kavramak adına bu konuda pek çok bilgi mevcut.

