AKUPUNKTUR
HAMİLELİK DÖNEMİNDE AKUPUNKTUR'UN YERİ VE ÖNEMİ VE NÖRALTERAPİNİN BURADAKİ DESTEĞİ
AKUPUNKTUR NEDİR? Akupunktur, binlerce yıllık geçmişe dayanan bir tedavi etme sanatıdır. Terim latince akus (iğne), punctura (delme) kelimelerinden türemiştir. Tekniği ise, insan bedeninin belirli noktalarına, belirti prensipler dâhilinde iğneler batırmaya dayanır. Akupunktur, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan, oldukça etkili, bilimsel bir tedavi yöntemidir. Çin'de yaklaşık 5.000 yıl önce bulunmuştur.Çin'de ise iğnenin kendisi ve ısı anlamına gelen chen-chin kelimeleri ile ifade edilir. İğneler, altın, gümüş, bakır ve paslanmaz çelikten yapılır.Hastalığın ve kişinin özelliğine göre metalin türü seçilir.
Hüseyin NAZLIKUL
Akupunktur tedavisinde etkili olan en önemli unsur, iğnenin kendisi değil yeri ve özelliği belli olan, 3 boyutlu (eni, boyu ve derinliği olan), vücut yüzeyindeki girişi nokta olan bölgelerdir.
Eğer tedavide bu noktalar doğru bir şekilde uyarılamaz ise iğneyi batırmanın etkisi olmaz. Akupunktur'da ki amaç, önce noktayı uyarmaktır.
Bahsedilen uyarı iğne ile, parmaklar (akupressür ve masaj) ile, aynı noktalara Nöralterapi uygulanabilinir, lazer (lazer akupunkturu) ile yapılabilir. Bu yöntemlerin hepsi tedavi edicidir
Akupunkturun, hem ısrarlı savunucuları var. Hem de ona karşı çıkan bir grup bilim adamı var. Daha önceleri geleneksel çin tıbbının tanımları doğrultusundan açıklanmaya çalışılan Akupuktur son 40 yıldır Avrupa da özelliklede Almanya da yapılan bilimsel çalışmalar mekanizmasını anlaşılmasına yardım etmiştir. Daha önce nabız testi ele yapılan değerlendirmeler bugün hassas cihazlar sayesinde özelliklede pulzosilografik incelme sayesinde akupunktur meridyenleri ölçülebiliniyor.
Bu bu yazıda akupunkturun bütünlüğüne girmeden hamilelik döneminde yapılan akupunkturun ve tamamlayıcı Tip metotlarını nasıl yararları var ve kullanım alanlarını sizinle paylaşmak istiyorum.
Akupunktur bir Regülâsyon tedavisidir, yani bedenin enerjisini dengeleyen bir uygulama türüdür. Hamilelik döneminde ortaya çıkan bulantı şikâyetlerini akupunktur ile düzenlemek mümkün. Hamilelik döneminde iğne batırılmayan noktalar var.
Yani kısmen yasak dediğimiz noktalar. Çünkü yanlış uygulanan bir akupunktur düşüğe neden olur.
Onun için ben sadece akupunktur değil, Biofoton dediğimiz bir ışık tedavisi ve Nöralterapi uygulamasını muhakkak yapıyorum.
Ayrıca bu süre içinde hamile kadının çocuğunu korunması adına kimyasal bir şeyler almaması gerekiyor.
Bu durumu belirttiğim gibi Biofoton, Nöralterapi ve akupunkturla birlikte düzenlemek mümkündür.
Tabi burada akla şu soru gelebilir, hamileliğin hangi döneminde akupunktura başlanmasını önerirsiniz?
Daha önce zor bir hamilelik geçirmiş olanların hamilelik öncesinde Pulsozilografik bir inceleme yapılarak beden sağlık durumunun yanı sıra enerji düzeyinde herhangi bir disfonksiyon olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu oldukça önemlidir çünkü meridyenlerin durumu hakkında bize yol gösteren önemli bir ölçümdür. Bu zamanlama için çok önemlidir.
Kişinin herhangi bir sağlık sorunu varsa bunu öncesinden tamamlayıcı Tıp ajanları kullanılarak düzenlenmesi kişinin daha sağlıklı bir hamilelik geçireceği anlamına gelecektir.
Hamilelik öncesi hamile kalması için yardım, hamilelik süresinde daha rahat ve sağlıklı bir hamilelik geçirmek için ve hamileliğin son 6 haftasında kişi sağlıklı bir doğuma hazırlamak için Nöralterapi ve akupunktur birlikte uyguluyorum.
Bu tür uygulamalar Almanya da son derece yaygın ancak ülkemizde pek kullanılmıyor çünkü akupunktur ülkemizde yanlış anlaşıldığı gibi hekimlerin çoğu da yanlış endikasyonlarla uğraşıyorlar.
Dünyanın hiç bir yerinde ülkemizde kullanıldığı gibi zayıflama endeksli bir akupunktur uygulaması yapılmıyor. Oysa Almanya da doğumun büyük kısmı ebeler tarafından yönlendirilir. Bugün bırakan tamamlayıcı tıp ile ilgilenen hekim ve kadın doğum hekimlerin ebelere bile akupunktur konusundan kapsamlı bir eğitime tabi tutuluyorlar. Çünkü ilaç kullanmadığınız ve kullanmasından zorlandığınız ve yan etkilerini kestiremediğiniz bir hamile kadına yardımcı olmak durumundasınız.
Hamilelik döneminde anneye yapılan akupunktur anne üzerindeki etkilerini kısaca şöyle sıralayabiliriz; Annenin kendini kesinlikle daha iyi hissetmesini daha kolay bir hamilelik geçirmesine, daha ay hastalanmasına ve psikolojik olarak daha sağlıklı hissettiğini söyleyebilirim. Hamilelik boyunca doğru nefes almanın önemi ve bedensel aktifinin faydaları üzerinde durarak bir anlamda da motife etmeninde çok önemli olduğunu söyleyebilirim.
Diğer taraftan Almanya da sıkça akupunktur ve Nöralterapi kombine edilmektedir. Benimde Almanya da ki deneyimlerim bu iki kombinasyonla olmuştur. Akupunktur yapılarak hastaya anestezi uygulamaksızın, ameliyat yapmak mümkün.
Çin başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede hatta anestezi yerine kullanılıyor. Doğrum esnasında yapılan akupunktur ve Nöralterapi hamilelik döneminden uygulanandan çok farklıdır. Hamilelik döneminde dokunmamız bile yasak olan noktaları uyararak doğuma kolaylaştırabilir, hastanın ağrıyı daha az hissetmesini sağlayabilir hatta bebeğin duruş yanlışlıklarını bir düzelmeniz mümkün. Almanya’da ebelerin çoğu akupunktur ve akuprösser eğitimi alırlar.
Doğumların yaklaşık %70-80 Almanya’da normal doğumdur. Bu normal doğumların yaklaşık %20 de akupunktur kullanılan ve uygulanan bir metottur. Ancak bunun bu konu hakkında eğitim almış ve konu hakkında deneyimi olan bir hekim tarafından yapılması önemlidir.
Doğum sancılarının başladığı andan itibaren her 1 saatte bir uygulama yapılır. Uygulama yapılırken normal akupunktur seansın göre daha güçlüdür.
Bunu bedenin her yerinde etki edecek noktalar olduğunu bildiğimizde ihtiyaç doğrultusundan Ayakta, elde, kulakta ve sırt bölgesinde kısacası bedenin her yerinde uygulama yapılacak yerler vardır.
Ben bu noktaların çoğuna Nöralterapi yapıyor. Eğer hastanın iğne fobisi söz konusuysa o zaman soft lazer uygulamaları yapılıyor. Eğer tedavi ettiğiniz ve yardım ettiğiniz kadının iğne fobisi varsa o zaman manyetik alan ve lazer birleşim ve bununla birlikte Nöralterapi için kullanacağınız ilaçta eklenerek ağrısız bir uygulama yapmak mümkün. Ben zaten daha çok böyle bir uygulama yapıyorum.
Tabi burada akupunktur ve Nöralterapi ile birlikte uygulanan bu tedavinin etkisi ne kadar sürdüğünden bahsetmek gerekir.
Hamileliğin ve doğum takibinin muhakkak bir jinokolog tarafından takip edilmesi gerekir. Doğum süresinde annenin enerjisinin son ıkınmalara saklaması için akupunktur ve Nöralterapi çok önemlidir.
Hamilelik döneminde iki haftada bir görmeniz yeterliyken, son 6 hafta içinde farklı bir protokole var. Önceleri haftada 1 ve son iki haftada daha sık. Doğum esnasında ise her saat diyebiliriz. Tabi bunlar yapılırken bir jinokologla birlikte çalışmak en doğrusudur. Ancak unutulmamalıdır ki normal doğum anne için pek çok avantajlar getirmektedir. Bu avantajları tamamlayıcı tıp metotlarını birlikte uygulayarak daha rahat bir ortam ve sağlık durumu sağlamak mümkündür.
Tamamlayıcı tıp metotlarından faydalanan bir annenin psikolojik olarak daha hazırlar. Burada normal doğrumun faydalarını vurgulamak gerek. Çünkü normal doğrum kadın için doğal bir detoksudur. Hamileliği boyunca çocuğu korumak için ve plasentayı toksinler geçmesin diye bağdokusunda pek çok şey birikir. Ayrıca doğum esnasında ihtiyac duyarım diye doğanın hazırladığı yardımcı maddeleri dışarı atar.
Sezaryende annenin böyle bir şansı yoktur. Hamilelik sürecinde bedende biriken toksinler bedende kalır. Diğer taraftan sezaryen pek çok dokunun adale, fasiya, sinir ve akupunktur meridyenin kesilmesine neden olur bunu sonucu yaşamları kâbusa dönmüş pek çok anne vardır.
Sezaryen dan sonra bir türlü kendini toparlanmayan. Normal doğumda böyle bir durum yok. Bunlar anne için söyleneceklerimdir. Ancak çocuk içinde durum aynı.
Bazen mecbur kalarak bir ameliyat olmak zorunda kalabiliriz. Örneğin akut apandisit sırasında ameliyat olmak şifaya kavuşmak için zorunludur. Fakat öyle gereksiz ameliyatlar vardır ki bunların yapıldığı yerlerde bedenimiz neşterle kesilmesinin ardından bir daha asla unutmamak üzere buralarda reaksiyon geliştirerek deriden çıkıntılı, sert skatris dokuları keloitleri meydana getirir.Bu yapılar hayatımızın sonuna kadar bedenimizi ve ruhumuzu tahrip etmeye devam ederler.
Örneğin zorunlu olmadığı halde sırf bir takım kampanyaların mahkûmu olmuş bir çok kadın sezaryen ameliyatıyla birlikte doğum yapar. Bir çok hasta kadın sezaryen ameliyatı sonrasında tüm hayatlarının değişerek tamamen bambaşka bir insan olduklarını ifade etmekten geri durmazlar. Aynı gün içinde dikkatli bir hekim tüm bayan hastalarını taradığında ve sezaryen olanlarla konuştuktan sonra hemen her kadının bu gerçeğin farkına varmasını sağlayabilir. Hatta bazıları direkt hekimlere bu şikayetlerini söylemelerine rağmen maalesef ne yazık ki bu durum bir çok hekim için anlam ifade edemez.Bu önemli ayrıntı gözden kaçar ve hasta doktor doktor dolaşmaya, torbalar dolusu ilaçlar tüketmeye devam eder fakat sonuç bir türlü tam olarak ortaya çıkmaz.
Diğer yandan hepimiz bir diş hekimine giderek çürüyen dişlerimize dolgu yaptırırız.
Bugün günümüzde bir çok farklı sebeplerden dolayı amalgam dolgu yapılarak dişlerimizin çürüğünden kurtuluruz. Dişlerimizin çürüğünden kurtulmaya çalışırken diş hekimleri bizlere sağlığımızı çürütmeye ömrümüz boyunca devam edecek ve sürekli bozucu alan olarak etkide bulunacak bir miras bırakmış olurlar. Bu yüzden bir çok migren hastası ne yaparsa yapsın baş ağrılarından kurulamaz. Bazı insanların depresyonu bir türlü ortadan kalkmaz.Çünkü bozucu alan bir parazit gibi sürekli kafatası içinde yanlış olmaması gereken bir sinyal yaymaya devam eder. Cep telefonlarının yaydığı dalgaları yada radyo frekanslarını göremediğimiz gibi bu alanların yaydığı olumsuz enerji alan frekansını göremeyiz.
Tüm ameliyat yerlerinde meydana gelmiş yara izleri bozucu alan etkisi meydana getirir. Bu izler deriden daha aşağı tabakalara kadar ilerleyerek barsaklarda yada komşu organlarda sinir ve kan dolaşımında yapışıklıklar yaparak hastalıkların ilerlemesine neden olurlar. Örneğin akut apandisit, sezaryen ameliyatları insanların barsaklarında yapışıklıklar meydana gelmesine neden olup geçmeyen ve ilaçlara cevap vermeyen kabızlık oluştururlar. Bu kabızlık durumu hangi ilaç kullanılırsa kullanılsın bir türlü ortadan kalkmaz. Çünkü ameliyat yerinin altında bulunan skatris dokusu bozucu alan olarak işlevine sürekli devam eder. Bu şekilde oluşmuş bir kabızlığı ilaçla tedavi etmeye çalışmak bataklığın kenarındaki sivrisinekleri öldürerek yok etmeye çalışmak kadar komiktir.
Özellikle kafatası bölgesinde yapılmış ameliyatlar insanın sağlığını ciddi olarak tahrip ederler. Mesela boyun yada bel bölgesinde meydana gelmiş bir servikal yada lomber bölge disk hernilerinde (fıtıklaşmalarında) hemen ameliyat önerilmemelidir. Ticari kaygılardan uzaklaşarak insanların sağlıklarına karşı dürüst bir yaklaşım gösteren hiç bir hekim Türkiye’de ve dünyada kesinlikle işsiz güçsüz kalmaz.
Ameliyat endikasyonları olabildiğince hassas davranılarak alınmalıdır. Yapılacak bir çok farklı bilimsel gerçekler doğrultusundaki Tamamlayıcı Tıbbi tedavi uygulamalarının ardından şifaya kavuşulamamışsa ve çok ciddi ağrılar çekiliyorsa o zaman ameliyat olunmalıdır.Son çıkan yöntem olan mikrodistektomi ameliyatı yada lazerle yapılanı tercih edilmelidir.Bedene yapılan müdahalelerde kısmen invazif olmayan koruyucu yönü ağırlıklı uygulamalar tercih edilmelidir.
Bozucu alanlar:
Tüm ameliyat izleri,
Yanıklar,
Dövme izleri,
Sigaranın kendisi ve dumanı,
Aşı izleri,
Sıyrık yada çiziklerden sonra buralarda oluşmuş nedbe dokuları,
Tonsillektomi ameliyatları,
Dişlerde bulunan amalgam dolgular,
Dişlerde meydana gelmiş eğilmeler, şekil bozulmaları,
Bazı organlar; örneğin hepatit enfeksiyonu geçirmiş bir karaciğer, enfekte olmuş bir doku, kireçlenmeye maruz kalmış eklemler,
Gözde katarakt gelişmesi,
Boyun ve bel fıtığı,
Kronikleşmiş adale kasılmaları,
İç kulakta meydana gelmiş ve dolaşımı bozan yaşlılık hastalıkları,
Gözde meydana gelmiş Keratit yada uveit hastalıkları
Bedene sonradan takılan tüm protezler ve kalp pilleri...
Damar içine takılmış stentler...
İsteyerek yada yanlışlıkla yutulan ve beden içinde kalmış her yabancı cisim...
Prostat Hipertrofisi,
Karaciğer yada kalpte meydana gelmiş olan yağlanmalar...
Peruklar...
Saç ekmek için kafatasına yapılan operasyonlar,
Cilt gerdirme ameliyatlarında gizlenen yerlerde kalmış skar dokuları,
Cep telefonları,
Elekromanyetik tüm kirlenmeler,
Gıdalar vasıtasıyla aldığımız kimyasal kanserojen maddeler..

